Alıntı arama

"Anarşist Ahlak" Kitap İncelemesi

2020.10.05 07:44 sum-poopins "Anarşist Ahlak" Kitap İncelemesi

Pyotr Kropotkin'e ait Anarşist Ahlak kitabı, orijinal olarak La Morale Anarchiste ismiyle 1889'da, Paris merkezli Les Temps Nouveaux'da yayımlanmıştır. Türkçeye ilk kez 1997'de Işık Ergüden tarafından Anarşist Etik ismiyle çevrilmiştir. Elimdeki baskı yine aynı çevirmene aittir fakat 2013 basımıdır. Bu baskıyı Kaos Yayınevi yapmış ve kitabın ismini Anarşist Ahlak'a çevirmiştir.
Kitabı ikinci kez okuduktan sonra hakkında bazı notlar çıkardım. Bu notlara dayanarak anlattıklarının genel bir özetini çıkarmaya, katıldığım ve katılmadığım noktaları sebepleriyle açıklamaya çalışacağım. Kendi görüşümü belirttiğim kısımlar normal yazılmıştır, kitapta denilenleri özetlediğim kısımlar alıntı formatında verilmiştir.

Anarşist Ahlak

Kropotkin'e göre anarşist ahlak özcü bir yapıya sahiptir. İnsan, onu kötülüğe iten kurumlar ve yapılar olmasa aslında iyi bir canlıdır. Yani insan özünde iyi bir canlıdır. Bu durumun kaynağı insanın sahip olduğu ahlak duygusundan kaynaklanmaktadır. Bu ahlak duygusu ulvi bir köken veya metafizik bir kaynaktan gelmemektedir. Basitçe, vicdan duygumuzdan ortaya çıkmaktadır. "Başkalarına, kendine davranılmasını istediğin gibi davran," sözüyle denilmek istenilen şeydir.
Böyle bir tanım önemli bir gerçeğe değinmektedir ve o, ahlakın kaynağının materyal bir şey olduğudur. Göklerde veya Kant'ın yaptığı gibi bir "ödevde" aranmamalıdır. Ancak işi sadece vicdana indirgemek aşırı basitleştirmedir. Ahlak duygusu sadece korumak için ortaya çıkmamıştır. Aynı zamanda cezalandırıcı bir işlevi de vardır. Her sosyal hayvanda bir cezalandırma mekanizması vardır.
Ahlaka sahip olan tek canlı insan değildir, bütün sosyal hayvanlarda ve hatta bütün hayvanlarda ahlak kavramı bulunmaktadır. Örneğin, kurtlar avlanırken beraber hareket etmekte ve onların avı olan canlılar, birlikte savunma gerçekleştirmektedir.
Kitap bu noktada kendi dedikleriyle çelişiyor. En başta sosyal hayvanlardaki ahlaktan bahsederken, daha sonra neredeyse kitap boyunca bütün hayvanlardan bahsediyor. Bu dediği iki türlü de yanlıştır. Her sosyal hayvanda bir cezalandırma mekanizması mevcuttur ama bunun ahlaka tekabül ettiğini söylemek, hayvanları insanlaştırmak olur. İnsanın sahip olduğu ahlak kavramı bunun bir uzantısıdır ama aynı şey değildir.
İyi ve kötü davranışlar aslında aynı sebepten kaynaklanmaktadır. Kropotkin'e göre bütün canlıları iki güdü yönlendirmektedir: zevk aramak ve acıdan kaçınmak. İyi bir şey yapan kişi de, kötü bir şey yapan kişi de kendilerine zevk veren davranış bu olduğu için bunu gerçekleştirmektedir. Ancak bu iyi ve kötünün aynı şey olduğu anlamına gelmiyor. Örneğin, duygularımızın ve düşüncelerimizin kaynağının hepsi moleküler etkileşimlerden gelmektedir ama bütün duygular ve düşünceler aynıdır diye bir şey iddia edilmez. Veya koku almamızın kökeni kimyasal etkileşimler diye bütün kokular aynıdır denilmez.
Bütün canlıları zevk ve acının yönlendirmesi hariç, dedikleri aşağı yukarı doğrudur. İyi ve kötü davranışların kaynağı en temelde aynı olabilir ama sonuç kesinlikle aynı değildir.
Kropotkin'e göre, zevk arama ve acıdan kaçınma davranışları tek hücreli bir canlıda bile kendini göstermektedir.
Zevk aramayı güncel bir jargona vurursak, tatmin arayışı diyebiliriz. Ancak tek hücreli canlıların bile böyle davrandığını söylemek yanlış olacaktır çünkü bu tarz canlılar, duygulara sahip değildir. Bu, mantarlar, bitkiler, kimi hayvanlar için de geçerlidir. Aynı şey acı için de geçerlidir. Omurgasız hayvanların bile acı hissedip hissetmediği tam olarak bilinmezken, her canlının acı duyduğunu söylemek yanlıştır. Ağaçlar, tek hücreliler, ilkel çok hücreliler, mantarlar gibi canlılarda acı duygusu yoktur. Ancak her canlının yarar arayıp, zarardan kaçındığını söylemek genel olarak doğru olacaktır. Yarar ve zararı bu canlılar daha farklı şekilde algılamaktadırlar fakat amaç olarak yine aynı şeye denk gelmektedir. Sonuçta tatmin duygusu hayvanları bir yarar aramaya iter, acı duygusu onları zarardan uzak tutar. Bunun her zaman bu amaca ulaştığı söylenemez ve insan durumunda, kimi zaman bu iki duygu iç içe geçer.
Peki iyi ve kötü tam olarak nedir? "Topluma yararlı olan iyidir. Topluma zararlı olan kötüdür." Kropotkin bu kavramları birebir bu şekilde açıklıyor.
Böyle bir açıklama aşırı basite indirgeyici ve muğlaktır. Toplumun yararına olacaksa, herhangi bir bireye veya azınlığa her istenilen yapılabilir mi? Yarar tam olarak nedir? Zarar tam olarak nedir? Kropotkin'in tanımı bu soruları cevaplayamıyor. Ancak bu sorunlardan, daha sonra değinilecek bir yolla kurtulmaya çalışıyor.
Kropotkin'e göre, işbirliği canlılık tarihindeki en önemli özelliktir. İşbirliği yapmak, işbirliği yapmamaktan daha üstün bir özelliktir.
Bu işbirliği kavramı üstüne verilen bir örnekte, 29. sayfada karıncalar hakkında çok bariz bir yalan söyleniyor ve üstü güçlü kelimelerle örtülmeye çalışılıyor. Kropotkin, bir karınca kolonisi başka bir türle savaşa girse, eğer karınca kolonisi içinden ona bencil amaçlarla ihanet eden bir birey çıkarsa, hem koloninin hem de düşmanın savaşmaya bırakıp ona saldıracağını söylüyor ve "Bu olay kuşkuya hiç yer bırakmayan deneylerle kanıtlanmıştır," diye ekliyor. Bu bariz bir yalandır ve böyle deneyler yoktur. Kitapta bunun dışında da doğa hakkında çok fazla yanlış örnek var.
Yasa, Din ve Otorite, insanın işbirlikçi iyi doğasını bastıran şeyler olarak görülüyor. Bütün bu baskılar ortadan kaldırılırsa ütopik bir düzene ulaşacağımız düşünülüyor. Bunu becermek için de içimizdeki doğal bir güdü olan işbirliğini dinlemeliyiz.
Bahsi geçen üçlünün insanları bastırdığı kuşku götürmez bir gerçektir. Ancak özcü bir şekilde bunları ortadan kaldırdığımızda ütopik bir düzene ulaşacağımızı düşünmek bir yanılsamadır. İnsan doğal haline bırakıldığında iyi bir canlı değildir. Tam tersine, insanın "iyi" olmasını sağlayan belli koşullar mevcuttur. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı sonrası insanlık tarihindeki en barışçıl dönem olarak geçer. Bunun bir sebebi, iki dünya savaşının bıraktığı yaralar olabilir. Başka bir sebebi, Nazi Almanyası sonrası, bu tarz bir olayın bir daha yaşanmasını önlemek için uluslararası anlaşmaların ve işbirliğinin arttırılması olabilir. Kimi araştırmacılarsa, bunun sebebi olarak, büyük devletler arasındaki ekonomik bağların kuvvetlenmesini öne sürmektedir. Büyük devletlerin birbirleriyle savaşmayı kestikleri fakat hala küçük devletlere saldırdıkları düşünülürse, kısmen de olsa haklılık payı olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Yani özcü bir sebepten dolayı insanlık bu göreceli olarak barışçıl döneme girmemiştir.
Bunun daha ötesinde, tarih incelendiğinde şiddetin en çok azaldığı dönemin, devletin ortaya çıkışına tekabül ettiği görülmektedir. Leviathan Devlet denilen bu yapının ortaya çıkışıyla, şiddet oranı oldukça düşmüştür çünkü Leviathan Devlet, şiddeti kendi tekelinde toplamıştır.
İnsanın kendi haline bırakıldığında iyi olmayacağının başka bir kanıtı, yine tarihten gelmektedir. Tarihte daha geriye gidildikçe, insanlar daha da vahşileşmektedir. Irkçılık, cinsiyetçilik, keyfi cinayetler, nefret cinayetleri, akıncılık vb. her türlü kötü olan davranış geçmişte daha şiddetlidir. Hatta ve hatta, bugün barbarlıklarıyla anılan Hammurabi Yasaları, kendi dönemleri için bir gelişme olarak bile görülebilir. Hammurabi Yasaları öncesinde, bölgede böyle sınırlayıcı yasalar yoktu. Örneğin, hırsızlar öldürülmekteydi. Bunun önemli bir sebebi, ortalıkta yasa ve bunu uygulayacak kolluk kuvvetleri olmadığı için, suç işleyen kişinin "aleme ders olsun" diye vahşi bir şekilde katledilmesi gerekmesiydi. Böyle yapılmazsa, suç mağduru olan kişi zayıf olarak görüleceği için, ileride başı diğer suçlularla daha çok derde girerdi. Bu yaklaşımın diğer bir sonucu, yargı diye bir süreç olmadığı için, suç işlenen civarda "şüpheli" görünen kim varsa onun cezalandırılmasıydı. Kropotkin'in öne sürdüğü özünde iyi insan portresinden oldukça uzak bir durum.
Aynı zamanda, insan, şiddet oranı diğer pek çok memeliden yüksek olan bir canlıdır. İnsan türü ortaya çıktığında bile, şiddet oranı ortalama memeliden altı kat yüksektir. Bu oran, büyük insansı-maymunlardan geldiğimiz düşünülürse şaşırtıcı değildir fakat yine de böyle bir durum mevcuttur.
Diğer bir sorun, otorite denilen şeyin ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağıdır. İnsan kendi haline bırakıldığında, otoritenin ortaya çıktığını görüyoruz. Eğer bu yok edilecekse veya minimuma indirgenecekse, bu dikkatli kurulmuş mekanizmalar, tarihsel koşullar ve eğitim sayesinde olacaktır.
Hiç kimsenin bir diğerini bir şeye zorlama hakkı yoktur. Ancak bir işgalci insanlara zulüm ederse kendini korumaları gayet doğaldır.
Burada gene bir sorun ortaya çıkıyor. İşgalci tam olarak nasıl değerlendirilecektir? Bir insan grubunun bir coğrafi bölgeye önceden gitmesi, bu toprakları onların mı yapar? Böyle ilkel bir mülkiyet kavramı niye takip edilsin? Ayrıyetten, zulüme karşı şiddet ve zorlama serbestse, bunun sınırı ne olacak? Böyle bir sınırın kesin olarak çizilmesi ve belirtilmesi gerekiyor. Öbür türlü yozlaşma kaçınılmaz olacaktır. Anarşist düşüncenin temelindeki ikilemlerden birisi budur. "Bir insanın başka birisini bir şeye zorlaması yasaktır. Bu zorlama, zorlayan kişiye karşı olmadığı sürece." Anarşizm, bütün iddialarına rağmen, zorlamanın varlığını kabullenmektedir (zaten öbür türlü, silahı eline alıp baskıyla savaşan anarşistler olmazdı). Sadece, bunu itiraf edememektedir. Bu demek değildir ki, anarşizm, otoriteryen ideolojilerle aynıdır. Yine de, ideolojisinin merkezinde zorlama karşıtlığı olan bir düşüncenin yine zorlamaya başvurması dikkate değerdir. Anarşist idealin bir eksikliğine dikkat çekmektedir.
Bu noktadan sonra, eleştirilerden öte, kitap kendi ideolojik çözümüne odaklanıyor ve eşitlik ilkesini öne sürüyor. Bunun kuru bir eşitlik olmaması gerektiğini belirtiyor. İdeolojinin merkezine yaşam gücü / canlılığı yerleştiriyor. Bu ideolojinin başka bir uzantısı "kitlelerle bir hareket etmek" olarak sunulmaktadır. İnsan böyle davrandığında, yaşamdan aldığı zevkin ve canlılığın maksimuma çıkacağı iddia ediliyor.
"Kitlelerle bir hareket etmek" teoride güzel olsa da, pratikte pek bir karşılığı yoktur. "Kitle" denilen şey zaten bir soyutlaştırmadır ve gerçek bir insan topluluğuna tekabül etmemektedir. "Halk" kelimesiyle eş anlamlıdır ve onu merkeze yerleştiren ideolojilerden çok bir farkı yoktur. İnsan kitleleri cahil, vahşi ve tepkiseldir. İnsanın kendisini kitlelerle bir görmesi en hafif bir deyimle korkulacak ve sorgulanacak bir şey olmalıdır. İyi bir halk hareketi gerçekleşemeyeceğinden değil. Bu halk hareketlerinin sık sık cahil, vahşi ve tepkisel olmasındandır. Kropotkin burada tipik bir solcu idealine yenik düşüyor ve "halkın bilgeliği" denen kavramın kurbanı oluyor.
Bencillik ve özgecilik arasındaki ayrım reddediliyor. Bireyin yararına ama türün zararına bir hareket olabileceği reddediliyor. Bireyin iyiliği ve türün iyiliği "daima özdeş" olarak niteleniyor.
Burada, daha önce bahsettiğim sorulardan kurtulunmaya çalışılıyor. Bireyin yararına olan kötü bir hareket olamayacağı öne sürülüyor. Yani bencil ve kişinin çıkarına olan durumların varlığı reddediliyor. Bu, tersi oldukça kolay gösterilebilir bir önermedir. Hayatında hiç çalışmak zorunda kalmamış, istediği herhangi bir şeyi yapabilen bir zenginin bu durumdan yarar sağladığı oldukça barizdir. Aynı zamanda oyun teorisinden biliyoruz ki bencilliğin yararlı olduğu durumlar mevcuttur. Genel olarak toplumu yönlendiren kurallar olması iyi bir şeydir fakat bu kuralları çiğneyerek kişisel yarar elde eden insanlar da mevcuttur. Kropotkin'in bunu inkar etmesi, kitabın en zayıf noktalarından birisidir. İyi ve kötü mevzusu basit bir bencillik vs. özgecilik değildir. Halkı, ulusu ve benzeri şeyler adına insanlar oldukça şeytani şeyler yapabilmektedir. Ancak kötülüğün onu gerçekleştiren kişiye yararı olduğu durumlar olduğunu reddetmek oldukça cahil bir tutumdur. Bu önermenin çökmesiyle, daha önce bahsedilen soru işaretleri cevaplanmamış bir şekilde kalmaktadır.
Bu önermeden bahsederken karıncalar hakkında yine yanlış bir örnek veriyor ve onların böceklerin en gelişmişi olduğunu ve beyinlerinin neredeyse ortalama insan beyni kadar güçlü olduğunu iddia ediyor.
Kitapta canlılık ideolojisinin bir uzantısı olarak şunlar söyleniyor: "Bitki kendisinin çiçek açmasını engelleyemez. Bazen çiçek açmak, onun için ölmek olsa bile, bunun önemi yoktur, canlılık sürekli çoğalır!"
Burası, canlılık ideolojisinin zirve yaptığı noktadır. Anarşist ideal uğruna, şehitlik ve kendini feda kavramları teşvik ediliyor. Gerçek bireyler yerine, canlılık ideolojisi üste konuluyor. Daha düzgün bir yaklaşımla şöyle söylenebilirdi: evet, ölmek oldukça kötü bir şeydir ve insan hayatının sonudur. Ancak kimi durumlarda ölüme yol açabilecek savaş, insanın kendi arzularının ve bastırmak zorunda kaldığı adalet duygusunun bir ortaya çıkışıdır. Ömür boyu boyunduruk altında yaşamak yerine, buna karşı çıkmak insanın hayatından aldığı tatmini arttıracaktır.
Kropotkin sunduğu bu ahlakı "gerçek ahlak" olarak niteliyor. Tarihte bu durumdan sapmalar olmasını ahlaksızlık olarak betimliyor.
Bunu yanlışlamak için antropolojiye şöyle bir göz atmak yetecektir. Tarih boyunca bir sürü farklı ahlak anlayışı olmuştur ve hala da bir sürü farklı ahlak anlayışı vardır. "Gerçek ahlak" diye bir şey yoktur. İnsanların yapabileceği şey, kendi ahlak anlayışlarını başkalarınınkiyle yarıştırmaktır. Kropotkin burada farkında olmadan bunu yapmaktadır fakat "gerçek ahlak" gibi saçma bir söyleme başvurarak bunu gerçekleştirmektedir. Bu iddiası ne ona hastır ne de doğrudur. Tarihteki hemen her ahlak anlayışı gerçek olanın kendisi olduğunu iddia etmiştir ve hepsi de yanılmıştır.
Kitabı sonlandırırken şunlar söylenmektedir: "Bu ahlak hiçbir şey emretmeyecektir. Bireyin din, yasa ve hükümet tarafından sakatlanmasını reddettiği gibi, bireyi soyut bir düşünceye göre biçimlendirmeyi kesin olarak reddedecektir. Bireye tam ve bölünmez bir özgürlük bırakacaktır. Bu ahlak, olguların basit bir gözlemcisi, bir bilim olacaktır."
Bu dediğini, kitapta sürdüğü ideoloji yanlışlamaktadır. Kitabı insanları çoktan soyut bir düşünceye göre biçimlendirmektedir. Bu ideolojinin kökeninde yaşam gücü / canlılık vardır. Bunun bir uzantısı olan kendini feda mevzusunda, soyut bir kavramı gerçek bireylerden yukarıya koyarak, onların hayatlarını değersizleştirmektedir. Aynı zamanda kendi ahlak anlayışını bir bilimmiş gibi sunarak, dedikleri sadece kendi fikri değilmiş de objektif gerçeklermiş gibi davranmaktadır. Bahsedildiği gibi, bu gösterilebilir bir şekilde yanlıştır.
---
Sonuç olarak, kitabın güçlü noktaları var. Ahlakın insani kökenlere dayandırılması ve doğal kurallarla açıklanması gayet akla yatkın ve bilimsel bilgilerle uyumlu bir şey. Aynı zamanda işbirliğinin rolüne bu kadar önem vermesi oldukça doğru bir nokta. Günümüz düşüncesinde, doğal hayatta ve özellikle insan hayatında işbirliğinin rolü gözardı ediliyor. İyi ve kötünün aslında aynı kökene dayanması fakat farklı sonuçlara varmaları, özgecilik ve bencillik ikileminin göründüğü gibi olmadığı düşünceleri de doğru.
Kitabın zayıf kaldığı noktaların başında, iyi ve kötü kavramını çok muğlak bir şekilde yapması ve bundan doğan soruları cevaplayamaması geliyor. Bunun dışında, kitabın kendi oluşturduğu canlılık ideolojisinin bireyde yarattığı etkiyi reddetmesi, hatta bu ideolojinin varlığını reddetmesi ve kendisini doğalmış gibi sunması bir sorun. Bunun dışında bireyin yararı ve toplumun yararının birbiriyle çelişebileceği durumunu kesinkes reddetmesi, doğal örnekler konusunda sık sık yanlış şeyler ve hatta en az bir kere zaman yalan söylemesi büyük bir eksi. Anarşist ahlakın önemli bir sorunu olan zorlama ikileminin düzgün bir şekilde cevaplanmadan geçildiği de belirtilmeli.
submitted by sum-poopins to ilericilik [link] [comments]


2020.05.28 12:42 emrecann150 Featured Snippet Nedir ?Nasıl yapılır?

[caption id="attachment_1565" align="alignnone" width="581"]📷 Featured snippet[/caption]
[toc]

Featured snippet Nedir

Featured snippet ayrıca öne çıkan snippet veya sıfır pozisyonları olarak da bilinir. Bu aynı zamanda sıfır çizgisidir. En basit tanımda, sonuçlar Google'da arama yapan kullanıcılar için arama sonuçlarının üstünde görünür. Özel yazılım içeriğinin özeti yukarıdaki alandaki arama sonuçlarında gösterilir. Öne çıkan snippet'lerle, arama motorları aradıkları cevabı ve bilgileri hızlı bir şekilde bulabilir. Bir kullanıcı Google’da arama yaptığında, arama sonuçlarında en sık görünen snippet, arama sayfasındaki, sayfa bağlantısındaki, başlıktaki ve URL'deki bilgilerin bir özetini içerir.
[caption id="attachment_1564" align="alignnone" width="300"]📷 Featured snippet[/caption]

Featured snippet (Öne çıkan snippet'ler) Neden önemli?

Featured snippet (Öne çıkan snippet'ler)ne işe yarar?

Sonuçlar sayfasının üst kısmındaki ayrı bir alanda Google arama motoru kullanıcı sorgusuna tam olarak yanıt verebilecek içerik belirtilerek oluşturulan seçilen snippet'ler.
Bu sistem Google tarafından ödüllendirilmiş olarak görülebilir. İçeriğin ön planda kalması ve web sitesinin başarısından dolayı uyumlu olması için tanımlanabilir.
Featured Snippet Çalışma Mantığı
Web sitesinin içeriği programlanmıştır. Snippet, sonuçlar sayfasına kullanıcıların dikkatini çekmek için tasarlanmış bir uygulamadır. Kullanıcının arama motorundan sonra sorular yönelttiği belirlenirse, bu soruları cevaplayan sayfalar snippet için geliştirilen programla belirlenir ve web sitesinde belirtilen bölüm "Seçili snippet'ler" alanında görüntülenir.
Google Bot, web sitelerinin sayfalarını tarar. Sistem, açıklayıcı ve etkili içeriğe sahip sayfaları otomatik olarak seçer. Bu süreçte, yanıt alanları kullanıcı deneyimine göre ölçülür. Arama sonuçları ve içerikle çakışan bölümler belirlenir ve alanın üst kısmındaki arama sonuçlarında kullanıcıya gösterilir.
İçerik değerlendirmesi sırasında sisteme herhangi bir müdahale yoktur, ancak şu anda içerikte değişiklik yapma yetkisi yoktur. Bu süreçte tüm yetki Google'a aittir.
Featured Snippets (öne çıkan içerik)Nasıl Yapılır?
Çoğu web sitesi sahibi snippet oluşturma konusunda kapsamlı bilgiye sahip değildir ve teknik ayrıntıları bilmemektedir. Web sitesi sahipleri, belirli anahtar kelimelerden öne çıkan snippet'leri almak için özel çalışmalar yapmalıdır. Bu özel çalışmalara dayanarak, Google hangi içeriğin yer işareti olarak gösterilmesi gerektiğine karar verir.
Öne çıkan bir snippet almak için web sitenizin önce aşağıdaki ölçütleri karşılaması gerekir.
Aramaya sunulan snippet'i dahil etmek için yukarıdaki ölçütleri karşılayan içeriğin mevcut olması gerekir. Bu kriterler karşılanırsa, kullanıcı tarafından talep edilen tüm bilgilerin elde edilebilmesi sağlanmalıdır. Google'ın Yapay Zeka algoritması yakında sizi fark edecek ve yakında web sitenizi "Önerilen Snippet" bölümüne ekleyecektir. Bu nedenle, site 0 konumuna taşınır. Aslında, parça oluşturmak çok kolaydır, ancak sabır gerektirir. Ancak, Google'ın pasaj konusunda çok hassas ve titiz olduğunu bilmelisiniz. En az eksik bilgi veya hata miktarıyla, sizi kesinlikle 0. sıraya koymaz.

Featured Snippet Oluşturma Kriterleri Nasıl Yerine Getirilir?

Karışık cümleleri ve sonsuz paragrafları bir kenara bırakmak ve basit yazı ile başlamak önemlidir. Yalnızca yazarsanız, açıklayıcı bir metin gereklidir, bu nedenle metin açık ve basit olmalıdır. Bu, makalenizi okuyan ziyaretçiye istedikleri bilgileri ve doymuş bilgileri verir. Ziyaretçilere daha fazla güven ve takdir kazandıklarını hissettiren bir web sitesi ve içerik. Zengin içerik her zaman diğer normal içeriklerden daha fazla ziyaretçi çeker.
Google bunu biliyorsa, en doğru bilgileri sağladığını düşünecektir. Google'ın kesinlikle fark edeceğini unutmayın. Ayrıca, zengin içerik ziyaretçilerin web sitenizde geçirdiği süreyi uzatır. Unutulmaması gereken Google, bu zamanı bile dikkate alıyor.
Uzun paragraflar yazmaktan kaçınmalıyım çünkü zengin içerik yazacağım. Makaleleriniz okunaklı olmalıdır. Basit, kısa ve açıklayıcı yazmanın yanı sıra paragraflar da kısa olmalıdır.
Okunabilecek maksimum kelime sayısı paragraf başına 150 kelimedir. 150 kelimeden fazla paragraflar, makalelerinizi okuyan ziyaretçileri ayarlar ve yorurur. Google'ın önerilen snippet'lere ne kadar içerik ekleyeceğini tahmin etmek çok zordur. Kısaca yazmak önemlidir.
Google, içeriğinin tamamını snippet'lere eklemez. Google'ın yapay zeka robotları en uygun bölümü alıp parçacıklara yönlendirir. Son olarak, HTML etiketi hiçbir zaman sitede kullanılmamalıdır. Bu HTML etiketi Google snippet özelliğini devre dışı bırakır.

Featured Snippet’ın Faydası Nedir?

Öne çıkan snippet'lerin organik site trafiği üzerindeki etkisi oldukça tartışmalıdır. Bu şekilde, doğrudan organik aramadan gelen bilgiler kullanıcılara gösterilir. Yani en büyük tehlike, site trafiğinin artmasıdır. Kullanıcı aradığı veya Snippet üzerinden ulaşmaya çalıştığı bilgileri aldığından, web sitesinin diğer sayfalarını aramak veya tıklamak gerekli olmayabilir.
Diğerleri, arama sonuçları sık ve çoğunlukla görsel olduğu için öne çıkan snippet ile ilişkili siteyi daha fazla kullanıcının tıkladığını iddia ediyor.

Featured snippet Türleri

1- Paragraf Snippetler

[caption id="attachment_1566" align="alignnone" width="513"]📷 Paragraf Snippetler[/caption]

2- Liste Türü Snippetler